Dünya Bülteni Haber Portalı

Dünya Bülteni Haber Portalı Dünya Bülteni Haber Portalı


22:46, 23 Eylül 2017 Cumartesi
Güncelleme: 16:25, 28 Eylül 2010 Salı

  • Paylaş
Aksaray\'ın kayıp hazineleri
Aksaray\'ın kayıp hazineleri

İstanbul\'un güzide semti Aksaray Cumhuriyet sonrası mimari yapılanma nedeniyle içinde barındırdığı birçok eseri kaybetti.

Nazlıgül Bulut-Dünya Bülteni / Tarih Servisi

İstanbul'un ecdat yadigârı, nadide semtlerinden biridir Aksaray. Aksaray'ın tarihi, 15. yüzyılda Fatih Sultan Mehmed'in saltanatıyla başlar. Semtin ismini, şehirdeki Türk unsurunu arttırmak maksadıyla Orta Anadolu'daki Aksaray ilinden getirtilen halkın bu bölgeye yerleştirilmesi sonucu aldığı herkesçe malumdur. Semt, o tarihten itibaren yürütülen yoğun imar ve iskân faaliyetleriyle şehrin en hareketli ana arterlerinden biri olma vasfını bugüne değin sürdürebilmiştir. Bu denli mühim bir noktada kurulan semtin elbette ki pek çok irili ufaklı tarihi yapılarla donatılması da kaçınılmaz olmuştur. Fakat tarihi mirasa sahip çıkma hususunda son derece sabıkalı bir sicile sahip olan Cumhuriyet kadroları ve sonrasında iktidara gelen Menderes hükümetinin, yeni ve modern kent inşa etme hayali eski kent dokusunun büyük ölçüde tahrip edilmesine sebebiyet verecektir.

 

Aksaray semtine en büyük darbe, Yenikapı-Unkapanı arasındaki Atatürk Bulvarı'nın yapım çalışmaları sırasında indirilmiştir. Bulvar için yeni yollar açılması gerektiğinden, birçok özellikli tarihi yapının, ya yıkımı gerçekleştirilmiş ya da az bir kısmının farklı bir mahalle nakli gerçekleştirilmiştir. Bu yazıda, ciddi bir envanteri dahi çıkarılmadan tabiri caizse kör kazmaya kurban edercesine yok edilen yapılardan bazılarını konu alacağız.

Oğlanlar/Olanlar Tekkesi: Millet Caddesi ile Cerrahpaşa Caddesi'nin kesiştiği noktada yer alan tekkenin inşa tarihi, II. Mehmed dönemine kadar uzanır. Bu dönemde yaşamış Sekbanbaşı Yakup Ağa tarafından kurulan tekkenin, bilinen adını alması, Halveti tarikatına mensup 'Olanlar Şeyhi' lakabıyla tanınan İbrahim Efendi'nin, tekkenin meşihatlık makamını üstlenmesi sayesinde olmuştur. Tarihi boyunca pek çok tadilatlar geçirmesine rağmen döneminin mimari karakterini yansıtabilen ve Halveti, Kadiri, Nakşi, Melami gibi tarikatlara da ev sahipliği yapan bu özgün yapı, 1957'de senesinde yıkılarak yola dâhil edilmiştir.

 

Aksaray/Murad Paşa Hamamı: İstanbul'un camilerini konu ettiği ünlü Hadîkatü'l-Cevâmi isimli eseriyle tanınan Hüseyin Ayvansarâyî'den, nakledildiği üzere hamamın yapım yılı, 870/1465'tir. Hamamın banisi, aynı zamanda Murad Paşa Camisi'ni de yaptıran Murad Paşa'dır. 1957'de keyfi bir kararla yıkılan bu önemli eserin ardından o dönemde yok edilen tarihi yapılarla ilgili önemli bir çalışma yapan Behçet Ünsal'ın sözleri manidardır. "Hamam, Vatan Caddesi ile Millet Caddesi'nin kavşak dönemecinde ve Murad Paşa Camii'nin sağında tesis edilen viraj üzerinde kalacağı düşüncesiyle yıktırıldı. Bir kavşak eğrisi için İstanbul'un bu en eski ve büyük medeniyet ve mimarlık eseri kurban edilir miydi? Şimdi orada trafik daha mı ferah, manzara daha mı cazip?".

Aksaray Karakolu: Basit bir mimari üsluba sahip olmasına rağmen 19. yüzyılın karakol bina tipini göstermesi hasebiyle önemli sayılabilecek bu yapı, Millet Caddesi ile Cerrahpaşa Caddesi'nin köşesinde idi. II. Mahmud tarafından kâgir olarak ihya edilen bina, iki kattan müteşekkildi. Semt halkı arasında hayli meşhur olan yapı, 1957 senesinde, yeni açılacak bulvarın sınırları içerisinde kalması nedeniyle gözden çıkarılmak suretiyle yıkılmasına karar verilmiştir.

Bostancıbaşı Abdullah Ağa/Langa Camii: Cami, Aksaray'ın sahil tarafında Langa bostanları diye bilinen yerde Bostancıbaşı Abdullah Ağa tarafından15. yüzyılın sonlarına doğru (II. Bayezid döneminde) inşa edilmiştir. 1911'de Aksaray'ı da içine alan büyük yangında yanarak zarar gören yapı, 1938 yılına kadar hiçbir onarım yüzü görmeyerek harap bir halde bırakılmıştır. Üslup ve büyüklük bakımından Sultanahmet'teki Firuz Ağa Camii ile benzerlikler gösteren cami, ne yazık ki Firuz Ağa Camii kadar şanslı olamamış ve 1938'de yol yapım çalışmaları bahane gösterilerek yok edilmiştir.

Fatma Tiryal/Hakkı Paşa Çeşmesi: Çeşme, Mirlivâ (Osmanlı'da sancak beyi olarak kullanılan bu rütbe, günümüzde tuğgeneral rütbesine denk gelmektedir) İbrahim Hakkı Paşa ve eşi Fatma Tiryal Hanım'ın hayratıdır. Eser, Aksaray (eski adı Çakır Ağa) Mahallesi'nde Namık Kemal Caddesi'nin Millet Caddesi'ne açılan köşe başında bulunan fakat günümüze ulaşamamış Çakır Ağa Cami'nin avlu kapısına bitişik bir duvar çeşmesiydi. Çeşmenin yapım tarihi 1324/1906-07'dir. Mermer kaplaması yaldızlı kitabesi ile zarif bir yapı olan çeşme, Atatürk Bulvarının açılması sırasında 1956'da cami ile beraber sağlam durduğu halde yıkılmış, geriye sadece kitabesinin bir kısmı ulaşabilmiştir. Kitabenin tek bakiyesi, Fatih'teki Türk İnşaat ve Sanat Eserleri Müzesi'ne taşınarak muhafaza altına alınmıştır.

Çakır Ağa Camii: Semtin Yenikapı tarafına yakın bölgesindeki cami, Fatih devrinde yaşamış Çakır Ağa tarafından 884/1479'da yapılmış, dönem dönem geçirdiği restorasyonlarla 1958 senesine değin ayakta kalabilmeyi başarmıştır. Bu tarihe gelindiğinde, semti delik deşik eden imar kıyımlarından nasibini alarak, iyi bir durumda olmasına ve ibadete açık bulunmasına rağmen cadde genişletme çalışmaları yüzünden haziresiyle birlikte yıkılmıştır. Haziresinde Fatih dönemi velilerinden Telli Baba'nın da mezarının yer aldığı bilinmektedir.

Camcılar Camii ve Çeşmeleri: Aksaray'da Valide Camii'nin gerisinde Vatan Caddesi'nin başlangıcında yer alan caminin banisi Osmanlı askeri erkânı mensuplarından Gureba Hüseyin Ağa idi. İlk inşası II. Mehmed devrinde yapılan cami, 1310/1894 zelzelesinde yıkılmasının ardından II. Abdülhamid zamanında fevkani bir üslupta yüksek pencerelerle Hacı Mustafa Ağa tarafından ihya edilmiştir. 19. yüzyıla gelindiğinde caminin ön ve arka cephelerine birer çeşme eklenmiştir. Çeşmelerin banisi, Sadrazam Ahmed Paşa'dır. Her ikisi de Camcılar Camii'nin duvarına bitişik olan çeşmelerden cadde üzerindeki, kesme taştan yapılmış lülesi söküldüğü için suyu akmayan basit bir yapı görünümünde idi. Caminin arka cephesinde sokak içerisinde yer alan çeşme ise, tezyinatındaki barok özellikleriyle ön plana çıkan son derece zarif ve nadide bir eserdi. Reşat Ekrem Koçu'nun 'büyük afet' adını verdiği imar hareketleri sırasında, kör kazma bu değerli eserlere de vurulmuş, 1957 senesinde camiyle beraber tümden yok edilmiştir. Caminin ve çeşmelerin arsası bugün park alanı olarak kullanılmaktadır.

Çavuşbaşı Ebubekir Ağa Çeşmesi: 1131/1718–19 tarihli yapı, Aksaray Mahallesi'nde semtin tam orta noktasında bulunan eski tramvay deposunun, diğer bir adıyla "Tramvay Ahırı"nın arkasında idi. Çeşmenin banisi, III. Ahmed devrinde kaptan-ı deryalık yapmış Ebubekir Ağa'dır. Yapı, sade bir formda kesme taştan ve sivri kemerli olarak inşa edilmiştir. Çeşmeden geriye kalan tek parçası kitabesidir. Kitabe, çeşmenin yıkımdan evvel bir tarihte 1936 senesinde, Türk ve İslam Eserleri Müzesi'ne taşınmıştır. Çeşme ise 1940'lı yıllarda hiçbir izi kalmayacak biçimde yıkılarak ortadan kaldırılmıştır.



Yasal Uyarı: Yayınlanan yazı ve haberin tüm hakları Dünya Bülteni'ne aittir. Özel izin alınmadan yazı ve haber hiçbir şekilde kullanılamaz. Ancak yazı ve haberin bir kısmı aktif link verilerek alıntılanabilir.

  • Paylaş